![]() |
|
|
#1 | |||||||||
|
Super Moderator
Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 1.315
Level: 31 [ ]Paylaşım: 75 / 758
Bu Üyemiz Toplamda 4 Kez Teşekkür Almıştır.
|
Kaynak: Silahlı Kuvvetler Dergisi
> > > > Yıl: 103 > > Mayıs 1984 > > Sayı:291 > > > > Em. Hava Albay Kemal İntepe' nin yukarıda tarih ve > > sayısı yazılı Silahlı Kuvvetler Dergisi'nde yayınlanan > > yazısı aşağıdadır. > > Bu yazı, Kurtuluş Savaşımızın başladığı > > gün 19 Mayıs 1919 sabahı gerçekleşen tarihi bir olayı > > anlatmaktadır. Daha Samsun'a çıkış esnasında Kurtuluş > > Savaşını başlamadan bitirmek isteyen İngilizlerin, > > kimsenin aklına gelmeyecek bir hadisenin gerçekleşmesiyle > > bu emellerine ulaşamamalarını bizzat yaşayan kişinin > > ağzından okuyacaksınız. > > > > > > > > > > 19 MAYIS 1919 > > > > > > SAMSUN > > > > YAZAN : Em. Hava Albay Kemal İntepe > > > > 1941 yılında İngiltereye uçuş eğitimi için > > gönderilmiştik. Londraya vardığımızda, grubumuzun > > İngiliz makamları ile irtibatnı sağlamak üzere yaşlı > > bir İngiliz hava binbaşısını irtibat subayı olarak > > atamışlardı. Adı Mr. Salter olan bu subay Türkçeyi > > bizlerden daha iyi konuşuyordu. Mr. Salteri birkaç defa > > eşi ile birlikte ikindi çayına davet ettim. O da beni > > akşam yemeklerine evine çağırıyordu. > > > > Bir akşam bana şunları anlattı: > > > > 1919 yılında Piyade Binbaşı Salter olarak Samsundaki > > İngiliz işgal Tabur komutanı idim. 18 Mayıs1919 günü > > İstanbuldaki İngiliz işgal kuvvetleri komutanlığından > > şifreli bir telsiz telgrafı aldım. Bu telgraf; 16 Mayıs > > 1919 günü , Mustafa Kemal adında bir Türk generalinin, > > Bandırma Vapuru ile İstanbuldan görevli olarak > > ayrıldığını ve fakat vapurdan gönderdiği telgrafta > > istifa ettiğini, eğer Samsuna inecek olursa tutuklanarak > > İstanbula gönderilmesini istemekte idi. > > Kumandanlığımın bu emrini en iyi şekilde yerine > > getirebilmem için ilk iş olarak tabur subaylarımı > > toplayarak kendilerine telsiz emrini okudum ve gerekli > > emirleri verdim. Şehirdeki durumu görmek için Samsuna > > indim. Şehir her zamankinden daha kalabalıktı. > > > > Bu kalabalık pazar kalabalığından farklı bir > > görünümde idi. Siyah çizmeli, kilot pantolonlu ve siyah > > kalpaklı, sert bakışlı kimselerin çokluğu dikkat > > nazarımı çekti. Sonradan, bunların Türk subayları > > olduğunu öğrendim. Durum çok nazikti. Dört gün önce > > Yunanlılar İzmiri işgal etmişler Türkler buna çok sert > > bir tepki göstermişlerdi. Rum tercümanım çok korkuyor. > > Bütün gece hiç uyumadan yatağımda döndüm durdum. > > > > 19 Mayıs günü sabah erkenden iskeleye gittim. Sabah > > namazından çıkan herkes sahile inmişti. > > Kurtarıcılarını bekliyorlardı. Bir olay çıkmaması > > için taburumla bütün iskele ve civarını kordon altına > > aldım. > > > > Denizde, batı tarafında bir duman göründü. Sahildeki > > kalabalığın heyecanı son haddini buldu. Bir de gördüm > > ki her askerimin arkasında siyah çizmeli kara kalpaklı > > bir Türk subayı duruyor. Hepsinin silahlı olduğu > > muhakkak. > > > > Vapur iyice göründü. Bazı il ve belediye görevlileri > > sandallarla vapurun demirleyeceği yere doğru gitmeye > > başladılar. > > > > Görevimi, iskele üzerinde yapamayacağımı düşünerek > > ben de motoruma atlayıp vapura doğru hareket ettim. > > Vapura ilk varan benim motorum oldu. Beraberimde getirdiğim > > iki erimi motorda bırakarak tercümanımla birlikte vapurun > > iskelesine tırmandım. İskelede beni selamlayan iki > > tayfaya; Vapurdaki generali görmek istediğimi söyledim. > > Bir tanesi önümüze düşerek bizi salonun kapısına > > kadar götürdü. Kapıdaki görevli, durumu içeriye > > bildirdi ve geriye dönüp bizi içeriye aldı. Herkes > > ayakta idi. Ortadaki mavi gözlü, sert bakışlı kişi ile > > göz göze gelince ne söyleyeceğimi şaşırdım. Sert bir > > asker selamı verirken ağzımdan şu sözler döküldü: > > Taburum emrinizdedir. > > > > Bunu nasıl söylemiştim? Daha önce hiç böyle bir şeyi > > aklımdan dahi geçirmemiştim. Tercümanım bir an > > durakladı. Kendisine dönüp bakınca hemen toparlandı ve > > Türkçe olarak generale iletti. Mustafa Kemal Paşanın > > yüzünde hafif bir tebessüm belirdi. Teşekkür etti ve > > beni de yanına alarak dışarıya çıktık. Öteki > > sandallar da vapurun etrafına varmışlardı. Gemiye > > çıkmış olan birkaç kişiyle tokalaştıktan sonra > > vapurdan benim motorumla ayrıldık. İskeleye > > vardığımızda muavinim koşarak yanıma geldi. Kendisine; > > Taburu safta toplamasını, silah çattırmasını ve Türk > > makamlarına teslim olmalarını söyledim. Biraz > > durakladıktan sonra emir tekrarı yaparak selam verip > > ayrıldı ve emrimi aynen yerine getirdi. Taburu o siyah > > çizmeli, kara kalpaklı kişiler teslim almıştı. > > Yanılmamıştım. Onlar hakkında edinmiş olduğum > > bilgiler doğru çıkmıştı. > > > > Mustafa Kemal Paşa; benim yanıma, o siyah çizmeli kara > > kalpaklı kişilerden birini vererek kendi makam > > otomobilimle tabi kendi şöförümle birlikte- misafir > > edileceğimi söyledikleri Ankaraya gönderdiler. Taburumun > > erleri de; Çorum, Çankırı ve Kastamonuda kurulan esir > > kamplarına yerleştirilmişler. > > > > Kurtuluş savaşının sonuna kadar Ankarada, Ogüstüs > > Mabedinin yanındaki Hacıbayram Camiinin önündeki cadde > > üzerinde bulunan iki katlı ahşap bir evde kaldım. > > Hizmetimi göreceğini söyledikleri, fakat aslında > > gardiyanım olan ve sıksa suyumu çıkaracak kuvvetteki bir > > kadınla dört seneye yakın bir süre bu evde oturdum. > > > > Savaşın sonunda imzalanan anlaşma gereğince ben ve > > taburum, Maltadaki Türk esirlerle değiştirildik. > > İngiltereye döner dönmez tutuklandım ve divanı harbe > > verildim. Ben askeri hapishanede tutuklu iken ziyaretime > > gelen ailem ve ebeveynim, savunmamı yapabilmem için bana > > birçok gazete ve kitap getirmişlerdi. Onlardan > > yararlanarak, kısa, fakat öz bir savunma hazırladım. > > Bana isnad edilen suç taburumu hiç direnmeden teslim > > edişim idi. Yüksek Askeri Mahkemenin önüne > > çıktığımda savunmamı büyük bir soğukkanlılıkla > > okudum ve şu cümlelerle bitirdim : > > > > Sayın hakimler Başbakanımız Lıoyd Georgee Avam > > Kamarasında şöyle bir soru sorulmuştur: Yunanlıları > > silahlandırarak 15 Mayıs 1919da İzmire çıkardık ve o > > tarihten bu yana milyarları bulan (sterling) masraflar > > yaptık. Sonuç ne oldu? Yunanlılar İzmirde denize > > döküldüler ve Anadoludaki bütün Rumlar atıldılar veya > > muhacerete zorlandılar. Bizim kazancımız nedir? > > > > Bu soruya karşılık Başbakan Lıoyd George şunu > > söylemiştir: Yüzyıllar bir veya iki dahi yetiştirir. > > XX. Yüzyılın dahisinin Türkiyeden çıkacağını ben > > nereden bilebilirdim? > > > > Görüyorsunuz sayın hakimler, karşınızdaki bu subay, > > Başbakanımızın bahsettiği, XX.Yüzyılın dahisi ile > > hiç beklemediği bir anda karşı karşıya ve göz göze > > gelmişti. Ne yapabilirdi? Eğer ben başka türlü hareket > > edecek olsa idim, bugün benimle beraber bütün taburumun > > mezarlarını ziyarete gidecektiniz. Fakat şimdi, eceli ile > > ölmüş olan üç erimizin dışında hepimiz sağ salim > > yurdumuza dönmüş, ailelerimize kavuşmuş durumdayız. > > Karar yüksek adaletinizindir. > > > > Beraat ettim ve terhise tabi oldum. Sivil hayatta bir > > tütün şirketinde iş buldum. Şirketim Abdullah Cigarette > > adındaki Türk tütünü ve Virginia karşımı sigarayı > > çıkartıyordu. Ben Türkçeyi çok iyi konuştuğum için > > beni bir kursa tabi tutarak tütün eksperi yaptılar ve > > Türkiyeye gönderdiler. İlk iş olarak Mustafa Kemal > > Paşayı ziyaret ettim. Beni kabul buyurdular ve ilgililere, > > Türkiyedeki ikametim hususunda yardımcı olmalarını ve > > kolaylık göstermelerini emir buyurdular. Ailemle birlikte > > ikinci Dünya Savaşına kadar, tütün üreten köylerde, > > Türk köylüsü ile birlikte yaşadım. Ben ve ailem Türk > > köylüsünü o kadar çok sevdik ve o kadar çok benimsedik > > ki eğer hükümetimiz tarafından resmen İngiltereye > > çağrılmasaydık Türkiyede kalmayı tercih ederdik. > > > > > > > > İngiltereye döndüğümüzde beni hava bakanlığından > > çağırdılar ve yeni görevimi bildirdiler. Çok sevindim > > ve müjdeyi aileme büyük bir zevkle bildirdim. Beni > > terhis olduğum rütbe ile Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF)ne > > almışlardı. Görevim istihbarat Başkanlığında idi. > > Türkiye ile İngiltere arasında 1939da yapılan bir > > anlaşmaya göre İngiltereye uçuş eğitimine > > gönderilecek olan subayların RAF ile irtibatını > > sağlayacaktım yani yine Türklerle birlikte olacaktım…. > > > > > > > > Mr. Salter ile iki yıldan fazla bir süre birlikte > > bulunduk. Bu süre içerisinde bizleri daima savundu ve > > kendisini daima bizden saydı. > > > > > > > > > > > > > > -- > > Karanlığın en koyu olduğu an, > > Aydınlığın en yakın olduğu zamandır. > > > > > > > > Sevgiyle Kalın... |
|||||||||
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| dergisinden, kuvvetler, silahli |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
|
|
||||