Go Back   > Atatürk Köşesi > Atatürk'le ilgili Genel > Önce Vatan

Forum içerisinde (özel mesajlar dahil) "Digiturk, D-Smart, NTV, NTV Spor, NBA, e2, Kanal 24, Star TV, Discovery" gibi yerli platformları ve kanalları kapsayan, bunlarla ilgili "kart paylaşım (card sharing), k e y, şifre" içerikli her türlü yazışma yasaktır ! Tespiti durumunda ilgili kişiler forumdan süresiz uzaklaştırılacaktır !
Cevapla
Seçenekler Stil
Okunmamış 08-04-2009, 13:47   #1
Okyanus41
Super Moderator
 
Okyanus41 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 1.315

Level: 31 [♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 75 / 758
Güç: 438 / 8464
Tecrübe: 33%

Bu Üyemiz Toplamda 4 Kez Teşekkür Almıştır.
Standart SiLAHLI KUVVETLER DERGiSiNDEN

Kaynak: Silahlı Kuvvetler Dergisi
> >
> > Yıl: 103
> > Mayıs 1984
> > Sayı:291
> >
> > Em. Hava Albay Kemal İntepe' nin yukarıda tarih ve
> > sayısı yazılı Silahlı Kuvvetler Dergisi'nde yayınlanan
> > yazısı aşağıdadır.
> > Bu yazı, Kurtuluş Savaşımızın başladığı
> > gün 19 Mayıs 1919 sabahı gerçekleşen tarihi bir olayı
> > anlatmaktadır. Daha Samsun'a çıkış esnasında Kurtuluş
> > Savaşını başlamadan bitirmek isteyen İngilizlerin,
> > kimsenin aklına gelmeyecek bir hadisenin gerçekleşmesiyle
> > bu emellerine ulaşamamalarını bizzat yaşayan kişinin
> > ağzından okuyacaksınız.
> >
> >
> >
> >
> > 19 MAYIS 1919
> >
> >
> > SAMSUN
> >
> > YAZAN : Em. Hava Albay Kemal İntepe
> >
> > 1941 yılında İngiltereye uçuş eğitimi için
> > gönderilmiştik. Londraya vardığımızda, grubumuzun
> > İngiliz makamları ile irtibatnı sağlamak üzere yaşlı
> > bir İngiliz hava binbaşısını irtibat subayı olarak
> > atamışlardı. Adı Mr. Salter olan bu subay Türkçeyi
> > bizlerden daha iyi konuşuyordu. Mr. Salteri birkaç defa
> > eşi ile birlikte ikindi çayına davet ettim. O da beni
> > akşam yemeklerine evine çağırıyordu.
> >
> > Bir akşam bana şunları anlattı:
> >
> > 1919 yılında Piyade Binbaşı Salter olarak Samsundaki
> > İngiliz işgal Tabur komutanı idim. 18 Mayıs1919 günü
> > İstanbuldaki İngiliz işgal kuvvetleri komutanlığından
> > şifreli bir telsiz telgrafı aldım. Bu telgraf; 16 Mayıs
> > 1919 günü , Mustafa Kemal adında bir Türk generalinin,
> > Bandırma Vapuru ile İstanbuldan görevli olarak
> > ayrıldığını ve fakat vapurdan gönderdiği telgrafta
> > istifa ettiğini, eğer Samsuna inecek olursa tutuklanarak
> > İstanbula gönderilmesini istemekte idi.
> > Kumandanlığımın bu emrini en iyi şekilde yerine
> > getirebilmem için ilk iş olarak tabur subaylarımı
> > toplayarak kendilerine telsiz emrini okudum ve gerekli
> > emirleri verdim. Şehirdeki durumu görmek için Samsuna
> > indim. Şehir her zamankinden daha kalabalıktı.
> >
> > Bu kalabalık pazar kalabalığından farklı bir
> > görünümde idi. Siyah çizmeli, kilot pantolonlu ve siyah
> > kalpaklı, sert bakışlı kimselerin çokluğu dikkat
> > nazarımı çekti. Sonradan, bunların Türk subayları
> > olduğunu öğrendim. Durum çok nazikti. Dört gün önce
> > Yunanlılar İzmiri işgal etmişler Türkler buna çok sert
> > bir tepki göstermişlerdi. Rum tercümanım çok korkuyor.
> > Bütün gece hiç uyumadan yatağımda döndüm durdum.
> >
> > 19 Mayıs günü sabah erkenden iskeleye gittim. Sabah
> > namazından çıkan herkes sahile inmişti.
> > Kurtarıcılarını bekliyorlardı. Bir olay çıkmaması
> > için taburumla bütün iskele ve civarını kordon altına
> > aldım.
> >
> > Denizde, batı tarafında bir duman göründü. Sahildeki
> > kalabalığın heyecanı son haddini buldu. Bir de gördüm
> > ki her askerimin arkasında siyah çizmeli kara kalpaklı
> > bir Türk subayı duruyor. Hepsinin silahlı olduğu
> > muhakkak.
> >
> > Vapur iyice göründü. Bazı il ve belediye görevlileri
> > sandallarla vapurun demirleyeceği yere doğru gitmeye
> > başladılar.
> >
> > Görevimi, iskele üzerinde yapamayacağımı düşünerek
> > ben de motoruma atlayıp vapura doğru hareket ettim.
> > Vapura ilk varan benim motorum oldu. Beraberimde getirdiğim
> > iki erimi motorda bırakarak tercümanımla birlikte vapurun
> > iskelesine tırmandım. İskelede beni selamlayan iki
> > tayfaya; Vapurdaki generali görmek istediğimi söyledim.
> > Bir tanesi önümüze düşerek bizi salonun kapısına
> > kadar götürdü. Kapıdaki görevli, durumu içeriye
> > bildirdi ve geriye dönüp bizi içeriye aldı. Herkes
> > ayakta idi. Ortadaki mavi gözlü, sert bakışlı kişi ile
> > göz göze gelince ne söyleyeceğimi şaşırdım. Sert bir
> > asker selamı verirken ağzımdan şu sözler döküldü:
> > Taburum emrinizdedir.
> >
> > Bunu nasıl söylemiştim? Daha önce hiç böyle bir şeyi
> > aklımdan dahi geçirmemiştim. Tercümanım bir an
> > durakladı. Kendisine dönüp bakınca hemen toparlandı ve
> > Türkçe olarak generale iletti. Mustafa Kemal Paşanın
> > yüzünde hafif bir tebessüm belirdi. Teşekkür etti ve
> > beni de yanına alarak dışarıya çıktık. Öteki
> > sandallar da vapurun etrafına varmışlardı. Gemiye
> > çıkmış olan birkaç kişiyle tokalaştıktan sonra
> > vapurdan benim motorumla ayrıldık. İskeleye
> > vardığımızda muavinim koşarak yanıma geldi. Kendisine;
> > Taburu safta toplamasını, silah çattırmasını ve Türk
> > makamlarına teslim olmalarını söyledim. Biraz
> > durakladıktan sonra emir tekrarı yaparak selam verip
> > ayrıldı ve emrimi aynen yerine getirdi. Taburu o siyah
> > çizmeli, kara kalpaklı kişiler teslim almıştı.
> > Yanılmamıştım. Onlar hakkında edinmiş olduğum
> > bilgiler doğru çıkmıştı.
> >
> > Mustafa Kemal Paşa; benim yanıma, o siyah çizmeli kara
> > kalpaklı kişilerden birini vererek kendi makam
> > otomobilimle tabi kendi şöförümle birlikte- misafir
> > edileceğimi söyledikleri Ankaraya gönderdiler. Taburumun
> > erleri de; Çorum, Çankırı ve Kastamonuda kurulan esir
> > kamplarına yerleştirilmişler.
> >
> > Kurtuluş savaşının sonuna kadar Ankarada, Ogüstüs
> > Mabedinin yanındaki Hacıbayram Camiinin önündeki cadde
> > üzerinde bulunan iki katlı ahşap bir evde kaldım.
> > Hizmetimi göreceğini söyledikleri, fakat aslında
> > gardiyanım olan ve sıksa suyumu çıkaracak kuvvetteki bir
> > kadınla dört seneye yakın bir süre bu evde oturdum.
> >
> > Savaşın sonunda imzalanan anlaşma gereğince ben ve
> > taburum, Maltadaki Türk esirlerle değiştirildik.
> > İngiltereye döner dönmez tutuklandım ve divanı harbe
> > verildim. Ben askeri hapishanede tutuklu iken ziyaretime
> > gelen ailem ve ebeveynim, savunmamı yapabilmem için bana
> > birçok gazete ve kitap getirmişlerdi. Onlardan
> > yararlanarak, kısa, fakat öz bir savunma hazırladım.
> > Bana isnad edilen suç taburumu hiç direnmeden teslim
> > edişim idi. Yüksek Askeri Mahkemenin önüne
> > çıktığımda savunmamı büyük bir soğukkanlılıkla
> > okudum ve şu cümlelerle bitirdim :
> >
> > Sayın hakimler Başbakanımız Lıoyd Georgee Avam
> > Kamarasında şöyle bir soru sorulmuştur: Yunanlıları
> > silahlandırarak 15 Mayıs 1919da İzmire çıkardık ve o
> > tarihten bu yana milyarları bulan (sterling) masraflar
> > yaptık. Sonuç ne oldu? Yunanlılar İzmirde denize
> > döküldüler ve Anadoludaki bütün Rumlar atıldılar veya
> > muhacerete zorlandılar. Bizim kazancımız nedir?
> >
> > Bu soruya karşılık Başbakan Lıoyd George şunu
> > söylemiştir: Yüzyıllar bir veya iki dahi yetiştirir.
> > XX. Yüzyılın dahisinin Türkiyeden çıkacağını ben
> > nereden bilebilirdim?
> >
> > Görüyorsunuz sayın hakimler, karşınızdaki bu subay,
> > Başbakanımızın bahsettiği, XX.Yüzyılın dahisi ile
> > hiç beklemediği bir anda karşı karşıya ve göz göze
> > gelmişti. Ne yapabilirdi? Eğer ben başka türlü hareket
> > edecek olsa idim, bugün benimle beraber bütün taburumun
> > mezarlarını ziyarete gidecektiniz. Fakat şimdi, eceli ile
> > ölmüş olan üç erimizin dışında hepimiz sağ salim
> > yurdumuza dönmüş, ailelerimize kavuşmuş durumdayız.
> > Karar yüksek adaletinizindir.
> >
> > Beraat ettim ve terhise tabi oldum. Sivil hayatta bir
> > tütün şirketinde iş buldum. Şirketim Abdullah Cigarette
> > adındaki Türk tütünü ve Virginia karşımı sigarayı
> > çıkartıyordu. Ben Türkçeyi çok iyi konuştuğum için
> > beni bir kursa tabi tutarak tütün eksperi yaptılar ve
> > Türkiyeye gönderdiler. İlk iş olarak Mustafa Kemal
> > Paşayı ziyaret ettim. Beni kabul buyurdular ve ilgililere,
> > Türkiyedeki ikametim hususunda yardımcı olmalarını ve
> > kolaylık göstermelerini emir buyurdular. Ailemle birlikte
> > ikinci Dünya Savaşına kadar, tütün üreten köylerde,
> > Türk köylüsü ile birlikte yaşadım. Ben ve ailem Türk
> > köylüsünü o kadar çok sevdik ve o kadar çok benimsedik
> > ki eğer hükümetimiz tarafından resmen İngiltereye
> > çağrılmasaydık Türkiyede kalmayı tercih ederdik.
> >
> >
> >
> > İngiltereye döndüğümüzde beni hava bakanlığından
> > çağırdılar ve yeni görevimi bildirdiler. Çok sevindim
> > ve müjdeyi aileme büyük bir zevkle bildirdim. Beni
> > terhis olduğum rütbe ile Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF)ne
> > almışlardı. Görevim istihbarat Başkanlığında idi.
> > Türkiye ile İngiltere arasında 1939da yapılan bir
> > anlaşmaya göre İngiltereye uçuş eğitimine
> > gönderilecek olan subayların RAF ile irtibatını
> > sağlayacaktım yani yine Türklerle birlikte olacaktım….
> >
> >
> >
> > Mr. Salter ile iki yıldan fazla bir süre birlikte
> > bulunduk. Bu süre içerisinde bizleri daima savundu ve
> > kendisini daima bizden saydı.
> >
> >
> >
> >
> >
> >
> > --
> > Karanlığın en koyu olduğu an,
> > Aydınlığın en yakın olduğu zamandır.
> >
> >
> >
> > Sevgiyle Kalın...


Okyanus41 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Cevapla

Etiketler
dergisinden, kuvvetler, silahli


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:01.


Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.

Sitemiz vBulletin Lisans Sahibidir...

Reklam Alanı & Toplist
Toplist
Toplist
Toplist
Toplist
Toplist
Toplist